25/4/2009 ·
...Lâl.....

 
...
gitmeli mi senin kentinden bir gece vakti,
-sessizce; seni bulabileceğim başka kentlere-
gitmeli mi yüreğim, bağrımda ateşinle
ağzını 'sus'larla bağlayıp.
gitmeli mi, ardındakilerde aklın kalsa da, yüreğini kaptırmayıp
gitmeli mi, gidişleri lütuf bilip,
lâl olup;
söz'ü, içi muhatap bilerek söyleyip...


lâl...
ey ahvali sözümün bıçağı olan, lâl!
ey adını leylâ koyduğum hâl!
'sus'larım sana değildi;
bu kadar alıngan olmamalı sevgi eri.
sözü için(d) e hapset; ama sükûtuna mânâ yükle.
andolsun el-latif'e,
andolsun her halde lütfu saklayan hafîz'e.
lâl oluşun, yüreğinin suyu,
yüreğimin muhafızı,
ahvâlimin vaizi,
mevsimin, sessiz bir senfonisi...

sen bir meryem sükûtunu hal bilir,
susma orucunu tutarsın,
ben bayramı bekleyen oruçlar olurum; hali imar eden,
şimdilerde ben de susuyorum, bir narin hali örüyorum;
/toprağımı öpüyorum, seni yetiştirdi diye/
lale devrimden kalan en kıymeti parçamı sunuyorum edeple;

lâl'im,
sana lâyıktır ömür baharımdan lâlelerim...


/yüreğim,
sana yakıştı bu hâl,
haydi topla lâlelerimi,
mevsimine baharın tadını da al! /
 
...alıntı...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır.

« Önceki ::